Muhammet Emin Sönmezoğlu YAZDI, RAMAZAN VE AHİRET BİLİNCİ

  • 21.03.2024

Haberi Sesli Dinle

0:00 0:00

Dünya ahiretin tarlasıdır.Dünyada yapacağımız ibadetler ve salih ameller ebedi olan dünya hayatımız için sermaye olacaktır.Ramazan ayı bu bakımdan oldukça önemlidir.Oruç ibadeti müslümanı cennetin Reyyan kapısından cennete davet eder.Kadir gecesini ibadetle geçiren müslüman seksenüç yıl ibadet etmiş derecesinde sevap alır.Dolayısıyla geçici  dünyamızı ahiretimize sermaye etmeliyiz.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir defasında 
ashabına şöyle buyurmuştu: “Ben, dünyada bir 
ağacın altında kısa bir süre gölgelendikten sonra 
yola koyulup oradan ayrılan bir yolcu gibiyim.”
1
Bu hadis-i şerif bizlere dünya hayatının ahiret 
hayatına nispetle çok kısa olduğunu haber 
vermektedir. Dünyanın geçici nimetlerine tamah edip de ebedi olan ahiret yurdunu unutmamamız 
gerektiğini hatırlatmaktadır.

İman esaslarından biri de ahirete inanmaktır. 
Ahiret, kulluk yolculuğumuzun son durağıdır. Fani 
dünya hayatından sonra başlayacak olan ebedi hayatın 
adıdır. Ahiret, bu dünyada yapıp ettiklerimizden
hesaba çekileceğimiz, ektiklerimizi biçeceğimiz hasat 
mevsimidir. Müslüman inanır ve bilir ki, bu dünyadan 
sonra sonsuz bir hayat var. Ömrünü iman, ibadet ve 
güzel ahlakla geçirenler için huzur ve mutluluk yurdu 
olan cennet var. Allah korusun Kendini imandan mahrum bırakanlar, 
hayatını isyan, günah ve kötülüklerle heba edenler 
içinse korku ve azap diyarı olan cehennem var.
Kıymetli Müslümanlar!
Allah’a imandan sonra Müslümanın hayatına 
yön veren en önemli husus, ahiret bilincidir. 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) çok önemli bulduğu bazı 
konulara insanların dikkatini çekmek için “Kim 
Allah’a ve ahiret gününe iman ederse” ifadesiyle 
başlamıştır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i 
şerifi buna güzel bir örnektir: “Allah’a ve ahiret 
gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin. 
Allah’a ve ahiret gününe iman eden misafirine 
ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe iman 
eden ya hayır söylesin ya da sussun.”2

Ahiret bilincine sahip olan Müslüman, başıboş 
yaratılmadığının farkında olur. Allah’ın insana şah 
damarından daha yakın olduğunu, söylenilen her sözü 
ve yapılan her işi kayıt altına aldığını bilir. Mahşer 
gününde yapıp ettiklerinin hepsinden hesaba 
çekileceği şuuruyla yaşar.
Ahiret bilincini kuşanan Müslüman, Rabbine, 
kendisine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine 
getirir. Kendisini ve ailesini, yakıtı taşlar ve insanlar 
olan cehennem ateşinden korur. Anne babasının 
duasını almanın gayretinde olur. Onların rızasını 
kazanmayı Allah’ın rızasını kazanmak olarak görür.
Akrabalık hukukuna riayet eder. Komşusuna ikramda 
bulunur. Muhtaç ve kimsesizlerin dertlerine derman 
olur. Yetim ve öksüzleri gözetir. Onları bağrına basar. 
Kendilerine kol kanat gerer. Sevgili Peygamberimiz 
(s.a.s)’in şu hadisini asla unutmaz: “Müslümanların 
evleri arasında en hayırlısı, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir…”3

Ahiret bilinciyle yaşayan Müslüman itidallidir; 
ne dünya için ahiretini feda eder, ne de ahiret için dünyayı terk eder. Bu ikisi arasında dengeli bir hayat 
sürer. Müslüman güvenilirdir; eliyle ve diliyle 
kimseyi incitmez. Kimsenin canına kıymaz, malına
zarar vermez, iffet ve haysiyetine dil uzatmaz.
Müslüman dürüsttür; iş ve ticaret hayatında 
doğruluktan ayrılmaz. Malını fahiş fiyatla satarak 
insanları mağdur etmez. Kul ve kamu hakkına riayet 
eder, harama bulaşmaz. 
Ahiret bilinciyle hareket eden Müslüman, zulme 
rıza göstermez. Zalime asla meyletmez. Dünyanın
neresinde olursa olsun mazluma ve mağdura el uzatır. 
Zalimin karşısında durur, asla onların ve 
destekçilerinin tarafında yer almaz. 
Yüce Rabbimizin şu uyarısına dikkat edelim: “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı 
gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne de 
evlâdın babası için bir şey ödeyemeyeceği ahiret 
gününden çekinin. Bilin ki, Allah’ın vaadi haktır. 
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, 
‘nasıl olsa Allah affeder’ diyerek sizi aldatmasın.”
4
 Rabbimiz dünyaya aldanmadan,ahiret mutluluğunu elde edebilmeyi nasib eylesin.Amin.
Kaynaklar:
1-Tirmizî, Zühd, 44.
2-Buhârî, Edeb, 3.
3-ibn Mâce, Edeb, 6.
4-Lokmân, 31/33.
(Diyanet hutbesi)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan MSA Film Post Production Reklamcılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi (www.duzceanaliz.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber İhbar