EROL TAYHAN KÖŞE YAZISINDA "20 YILIN İŞİNİ “5 YILA SIĞDIRMAK…!” DEDİ.

Objektif Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni EROL TAYHAN köşe yazısında "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde…"beytinde "İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür“ denilmek isteniyor; 20 YILIN İŞİNİ 5 YILA SIĞDIRMAK” önemli; fakat bunu tekniğine uygun olarak halka tanıtmak da bir o kadar önemlidir." dedi.

EROL TAYHAN KÖŞE YAZISINDA "20 YILIN İŞİNİ “5 YILA SIĞDIRMAK…!” DEDİ.
23.01.2024 - 13:29
Haber Merkezi

Düzce Belediye Başkanı; Adalet ve Kalkınma Partisi(Ak Parti)’nin Düzce Belediye Başkan Adayı Dr. Faruk Özlü’nün “31. Mart. 2024 Yerel Seçim Startını” vereceğinin “halka ve basına” duyurulmasının ardından beklemeden “Millet Bahçesi”ndeki toplantıya iştirak ettim.

Bu yazımı kısa bir “gözlem ve takip” sonunda kaleme alınmış bir “eleştiri, tenkit” veya “bir kritik” olarak yorumlayabilirsiniz…Eski edebi dilde “kritik” benim daha hoşuma gidiyor aslını sorarsanız. Çünkü, eleştiri her zaman bir “kritik” olarak değerlendirilmiyor, değerlendirilemiyor. “Karalama veya çamur” atma malzemesi olarak da kullanılabiliyor maalesef…! O yüzden “eleştiriyi her zaman kullanmıyorum ben.” Özellikle edebi dilde bazı eski terimleri, deyimleri kullanmayı seviyorum.O yüzden bu yazım bir “kritik”ten ibarettir…! Bu yazımı “bir kritik” bir “bakış açısı” bir “gözlem”, tespit veya gözlem olarak değerlendirebilirsiniz işin başında hemen ifade etmiş olayım…!

KRİTİK, ÖZELDİR MARİFETTİR…!

Bu yazıyı yazmış olmam tam da bunlarla ilgilidir hemen belirteyim. Aslını sorarsanız “KRİTİK” kelimesini eleştiri olarak da ifade etmek doğru olmaz. Herkes o yüzden kritikte yapamaz. Çünkü kritik ciddi iştir, ciddiyet ister; naziktir, narindir, şeffaftır ve samimiyet ister. “Kritik”te kelimeler dahi özenle seçilir. Ağırbaşlı ve ciddiyet esastır kriterde...Donanım bilgi ve deneyim kuraldır...Herkes o yüzden kritik yapamaz kritik yazamaz.

Yani sağda solda atıp tutanlardan bahsetmediğimi anlamışsınızdır…!Eline mikrofon alıp; atıp-tutmak marifet değil…! Eline aldığın fotoğraf makinesiyle sağı solu bilinçsizce çekerseniz bir sanat eseri doğabilir mi ?...

KALEM, YAZI ARACIDIR KILIÇ DEĞİL…!

Eline aldığı, ya da bulduğu veya kendisine teslim edilen bir “kalemle sağı solu kılıçtan geçirmek” marifet midirzafiyet mi…!

“Marifet” diyenler benim yazılarımı okuyarak zaman geçirmesin lütfen.  

“Absürt” bir örnek olarak algılansın istemem: Tükenmez veya dolma kalemin bir damlasının “beyaz bir gömlekte açtığı yarayı, lekeyi, izi” düşünebiliyor musunuz…! Demek ki her eline kalem alan, her eline mikrofon alan YAZILI veya SÖZLÜ  MEDYA MENSUBU olarak addedilemez..! Kalem, yazı aracıdır; çamur aracı değildir. Kılıç hiç değil.

Kritik yapmak da herkese mahsus değildir. Özeldir ve marifettir…!

Herkes  edebi eser, edebi yazı yazabilir mi..! Herkes edebi eser ortaya koyabilir mi…! Tam anlayabilesiniz diye uzatıyorum. Herkes şiir, roman, öykü, deneme, makale, anlatı, söyleşi, otobiyografi kaleme alabilir mi ! Herkes manzum eser ortaya koyabilir mi …! Şimdi asıl konumuza dönebiliriz.!

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki: “20 YILIN İŞİNİ (eksileri veya eksikleriyle de olsa) 5 YILA SIĞDIRMAK” bir başarı hikayesi…” eyvallah…! Ancak…!

45 DAKİKADA 20 YIL ANLATILAMAZ

Evet ancak; bu kadar başarıyı, bu kadar hizmeti, bu kadar icraatı (siz ne derseniz deyin) bir gecede “bir saatte, ne bileyim bir ders saati olan “45 dakikada” kapalı bir ortamda bir anda bir alanda halka arz etmek, kamuoyuna sunmak,üstelik detaylarıyla toplantıda hazır bulunanlara anlatmaya çalışmak “yöntem olarak da, taktik olarak ta, “usul” ve “üslup” olarak da bana göre çok kolay değil…!Böyle sunum tekniği olmaz onu demek istiyorum. Baklava, balık, makarna, pırasa, mercimek… bir anda yenmez…!

Hele siyasi bir geçmişi olmayan, hayatı boyunca plan-proje ve alt yapı işinde çalışan biri için inanın çok kolay değil. Kolay olmadığı gibi mümkün de değil…! Zaten konuşmasına başladığı gibi “ben siyasetçi değilim, siyasi bir geçmişim yok” gibi ifadeler kullanması da bunun tescili anlamı taşıyor.

Daracık bir mekanda ODA VE SALON BÜYÜKLÜĞÜ KADAR BİR LED ekranın karşısına bir belediye başkan adayını dikerseniz izleyenler gözünün içine kadar girmiş led ekranını mı izlerler yoksa led ekranın içinde kaybolmuş kendini ve icraatlarını anlatmaya çalışan adayı mı görürler…!

O “İRİ LED EKRANI”NI kaça kiraladığınızı bilmiyorum. Kime veya kimlere ait olduğunu da  bilmem. Tabii ki ben işin orasında değilim. Yerleşim sistemi yanlış.Sunum tekniği yanlış…!Onu söylüyorum…!

Farz edin Ak Parti kurucusu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’da kürsüye çıksa ; (ki yılları kürsüde hitabetle geçmiş bir lider) 20 yılın icraatlarını 45 dakikada nasıl anlatır, ya da bu yöntemle anlatabilir mi…?

Aynı partinin 1 yıl 269 gün genel başkanlığını yapmış 26. Türkiye Başbakanı Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU  anlatabilir mi? Geçelim:364 gün Ak Parti’nin genel başkanlığını yapmış 27. Türkiye Başbakanı, son başbakan olarak da anılan Binali YILDIRIM  20 yılın icraatını 5 yıla sığdıran bir sunumu bir anda 45 dakikada bu şekilde halka arz edebilir mi…? Tabii ki mümkün değil baştan söyleyeyim…

…ki her konu en az bir saati aşacak konular.O yüzden “20 Yılın işini 5 yıla sığdırdığınız zaman” onu 45 dakikada anlatmaya kalkmayacaksınız…! Benim ilk tenkidim, eleştirim veya olaya bakış açım bu…!

Salondaki tanıtım programına katılanlar arasında bir anket yapsanız ve şu soruyu sorsanız:“Salonda Sayın Özlü’yü izlediniz dinlediniz. Aklınızda hangi proje hangi icraat kaldı?” deseniz alacağınız cevabı merak etmiyor musunuz?

“Siyasette, siyasi propaganda çalışmalarında en kolay iş, en kolay yöntem “adayı arkanıza alıp caddelerde dolaşmaktır…!” Bunu genel anlamda söylüyorum…! Bazı konular tam anlaşılsın diye uzatıyorum.

Bu anlatım veya sunum taktiğini kimin verdiğini bilmem; ben bir vatandaş olarak çıkan sonuca bakıyorum. Bir öğretmen bir konuyu sınıfta anlatırken öğrencinin dikkati dağılmasın diye çektiği ızdırabı bir bilseniz.! Bir birinci sınıf öğretmeninin “A” harfini kavratabilmek için ne taklalar attığını bir bilseniz.!

Nihat Batur vardı bizim matematik-geometri öğretmenimiz kulakları çınlasın ne hareketler, ne taklalar atardı bir bilseniz. Anında masanın üstüne fırlayıp öğrencinin dikkatini çekmeye çalışması, ses ve mimiklerini anında değiştirmesi hep x ve y’yi “+’la “–“yi kavratmak içindi. O yüzden Nihat Batur’un matematik dersi ile Mustafa Kılıç’ın müzik ve hitabet derslerini hiçbir öğrenci unutmaz…! Mustafa Kılıç’ın konuşma ve hitap dersinde “harfleri yutmayın, dudağınızı oynatın, göreyim göreyim” ikazları hala kulaklarımızda çınlamaktadır.Bugün dahi yıllar geçti üstelik dua ediyoruz teşekkür ediyoruz.

İz bırakmak öyle kolay olmuyor…!  

Yöntem diyorum ya…Başkan Özlü’nün “sunum tekniğinin doğru olmadığını” belirtmek istiyorum. Yöntem doğru değil…!

Ne yetersiz peki? “Sunum Tekniği” YETERSİZ…! Konuşma tekniğinden bahsetmiyorum yanlış anlamayın. Projelerin sunum tekniğinden bahsediyorum. Zira sayın Özlü bir çok konuşmasında “Belediyecilik teknik bir iştir” demesine rağmen ekibin bu yanlışlığı görmemesi de ilginç doğrusu…!       Anlıyorsunuz değil mi “kritik yapıyorum…!” Toplumun ekseriyeti okuma-anlama ve algılama konusunda yeterli bir yapıya ve donanıma sahip değildir maalesef...!

Toplum olarak zaafımız “eleştiri konusunda yeterli bir kültüre sahip olamayışımızdandır buna emin olun…!O yüzden dikkat ederseniz eleştiri yerine “kritik” kelimesini kullanıyorum.

Gazetecilik taslayanlar, özde değil “sözde” gazeteciler hele bu işin başını çekiyorlar ki işin üzücü yanı da bu…! Öz-eleştiri yapıyorum yanlış anlamayasınız diye…O yüzden siz “öze bakın…!” Dr. Faruk Özlü  iş olsun diye “işin ÖZÜ çalışmak” demiyor…! Ben ilave edeyim:

Her işte “işin özü çalışmak…!”

Eline her bıçak alan kasap olamazsa; eline her kalem alan da gazeteci, yazar, çizer veya ressam olamaz…!   

“İşin ÖZÜ Çalışmak” doğru ancak çalıştığını, eserlerini, icraatlarını “halka arz” da sunum teknikleri de bu çağda mümkün…! Var böyle sistemler, usuller, yol ve yöntemler…! Bunu bilmek ve uygulamak lazım…! Kısa zamanda çok şey ifade etmek bu devirde aslına bakarsanız “Teknik bir iştir zor değildir...Tekniği mevcuttur onu demek istiyorum. Renkli televizyon varken kim bakar siyah-beyaz televizyona…! Liderler boşuna mı PROMTER kullanır…! O sadece biri…!Video montaj-kurgu teknikleri artık çok ilerledi. Konuşmacı kürsüde konuşmadan, yapılan icraatları ekrana yansıtmak zor değil artık…!

“İŞİN ÖZÜ ÇALIŞMAK!”

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün sunumuna gelelim: Bir kere bütün gün sokakta, alanda halkla birlikte olan, halkın arasında seçim propagandası için gezen, yürüyen, el tutan hal-hatır soran, eserlerini ve hedeflerini anlatan Özlü, sokakta gördüğü birçok kişinin övgüsüne ve eleştirisine muhatap olan  5 yıllık Düzce belediye başkanı Faruk Özlü’yü, yorgun-argın gece de milletin karşısına sunum için çıkarmak, ayakta konuşturmak doğru değil…!

“20 YILIN İŞİNİ 5 YILA SIĞDIRDIK” diyen bir belediye başkanından “Başkanım, bunu 45 dakikaya sığdır; kısa sürede anlat ki anlayalım” demek de hani “akıl işi değil…!”

O yüzden önce 5 yılı, teknik olarak hazırlanmış video ve tanıtımlarla halka bir gösterin. Gerekirse Millet Bahçesi’nde aynı tanıtımı halkla birlikte izlesin başkan Özlü…!

…Sonra halkın karşısına geçsin ve desin ki (örnek veriyorum:“Ey Düzceliler ey halkım, ey milletim…” (Artık ne derse, nasıl hitap ederse…!) Temsili olarak söylüyorum: “20 yılda yapılamayanları 5 yıla sığdırmaya çalıştık. Eserleri gördünüz. Özetini izlediniz. Daha bu iş ve icraatların alt yapısı var. Plan, proje, düşünce safhaları var. Taslakları da var. Sabahlara kadar çalıştıklarımızda bu tanıtımlara sığmıyor. Tepkilere gösterdiğimiz dirençlerimiz var. Hesap var kitap var. Bütçe konusu var. Bunların hepsi bir plan proje ve icraat işi…Düşünce ve ufuk işi…! Birçok dirence, karşı görüş ve tepkilere göğüs gerilerek gelinen bir başarı hikayesi var…” gibi bir yöntem uygulanabilir. Bilmiyorum belki vardır da o akşam bu tür bir sunum yapılmamış ta olabilir.  

Yani hazırlanan tanıtım videolarını görsellerini halkla birlikte izleyip kürsüye veya konuşma alanına yerine çıkıp “BURADA NE YANLIŞLIK VAR, BEĞENMEDİĞİNİZ NE VAR? İşte ARANIZDAYIM, yanınızdayım, her soruyu açığım işte karşınızdayım” diyip sorulan sorulara da cevap vererek her iki tarafta yorulmadan bir toplantı düzenlenebilirdi…!

Hee şunu da bilmiyor değilim: Tabii ki tepkiler olacak, olabilir…! Ama kim olursa olsun Düzceli Edepli olacak…Soru sorarken hakaret etmeyecek. Konuşmacıyı hakir görmeyecek…!Dinlemesini bilecek…! 

“ANA” BAŞLIKLARINI YAZAYIM…!

Mesela ben size birkaç maddeyle icraatların ana başlıklarını sıralayayım bana hak vereceksiniz.! Yani 20 yılın hangi icraatlarını 5 yıla sığdırmış görmenizde yarar var:

 1.)Katı atık Tesisi-2.)Katı Atık aktarma istasyonu-3.)Tıbbi Atık ve Strelizasyon tesisi- 4.)Hayvan Konuk Evi-5.)Ulaşım Master Planı-6.)Özgün Toplu Taşıma Projesi-

7.)Mutfak Sanatları Merkezi (MSM)

8.)Millet Bahçesi 

9.)Birinci Etap-Millet Kütüphanesi…

TAMAMLANAN “İCRAATLARA DEVAM EDEYİM”:

10.)SABİHA ULUSOY Kütüphanesi-11.)KASIM AKTAŞ Ortaokulu-12.)AZMİMİLLİ İlkokulu-

13.)23 NİSAN ÇOCUK PARKI-14)Mahalle Parkları ve Spor Alanları-15)Modern İTFAİYE BİNASI-16)Merkez PAZARYERİ Projesi-

17.)Yeni ŞEHİR STADYUMU-18.)Akıllı Bisiklet Projesi-19.)Trafik Eğitim Parkuru-20.)AKILLI KAVŞAKLAR Projesi- 21.)Akıllı TAKSİ DURAKLARI-22.)Modern Otobüs Durakları-

23.)KIRIM TÜRKLERİ EĞİTİM VE KÜLTÜR Merk.-24.)DÜZCE GÜNLERİ-25.)Bahçeşehir YEŞİL VADİ-26.)Devlet Tiyatroları DÜZCE SAHNESİ-

27.)23 Nisan KAHVALTI EVİ-28.)Beyciler Mahalle Konağı- 29.)ÇAMKÖY Mahalle Kavşağı- 30.)Çamköy Kavşağı Peyzajı-31.)ÇAVUŞLAR Mahalle Konağı-

32.)KENT BİLGİ Sistemi-33.)MEZARLIK Bilgi Sistemi-

34.)Düzce 2053 Çevre Düzeni planı-35.)HALK EKMEK-36.)İŞ Kulübü-

37.)Kurumsal KİMLİK PROJESİ-38.)BAHÇEŞEHİR AŞ. Projesi-39.)SPOR AKADEMİSİ Projesi-

40.)Mahalle Sözleşmesi- 41.)VİZYON KONFERANSLARI-42.)İktisat Ve Kalkınma Kongresi-

43.)Şehir Kimliği ve Sosyal Bütç. Kongresi-(Açıklamada “Tarımdan” diye geçmiş ancak doğrusu): 44.)“TASARIMDAN TİCARETE AHŞAP ZİRVESİ” olacak.

45.)TARİH KÜLTÜR ve SANAT Sempozyumu- 46.)Düzce Yemekleri Kitabı- 47.)TARIM AKADEMİSİ Projesi.

Böyle uzuyor da uzuyor…! Başkan Özlü tamamlanan projeleri “TAMAMLADIK” diye duyurmuş; başlanıp henüz bitmeyen projeleri de “TAMAMLIYORUZ” demiş dikkatimi çekti. Ben 47 saydım eksik bırakmamışımdır.

İŞTE “TAMAMLIYORUZ”DENİLEN PROJELERİN BAŞLIKLARI

1.)İçme Suyu Ana Hattı Projesi…2.)Modern Sanayi Sitesi Projesi, 3.)Millet bahçesi ikinci etap, 4.)Anıt Eser Kültür Evi Projesi, 5.)Konuralp Antik kent Kazıları, 6.)Asar Deresi Rekreasyon Projesi, 7.)Karaca Deresi Rekreasyon Projesi, 8.)Kent Estetiği Projesi, 9.)Kurugöl Turizm Projesi, 10.)Bilim Merkezi, 11.)Basmacılar Çarşısı Projesi, 12.)İstanbul Caddesi Kütüphanesi, 13.)Akçakoca Kütüphanesi, 14.)İsmet Paşa İlkokulu, 15.)Roman Eğitim ve Kültür Merkezi, 16.)Güney Spor Kampüsü, 17.)Kuzey Spor Kampüsü, 18.)Kent içi Bulvarlar Projesi, 19.)Hamidiye Pazaryeri Projesi, 20.)Şehir içi Otoparklar, 21.)Cedidiye Kent meydanı Projesi, 22.)Melen Boyu Çevre Yolu, 23.)Kiremitocağı Gençlik Merkezi, 24.)Kuzey Şehir Mezarlığı, 25.)HAVA KİRLİLİĞİ İLE MÜCADELE, 26.)Enerji üretim projesi, 27.)Aydınpınar TURİZM Projesi…! 27+47:74 Proje ediyor…

“AKILLA YÖNETİM…!”

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü her halükarda vurguladığı “Akıllı  Yönetim, Akılla Yönetim” ilkelerini bildiğim için bu kritikte bulunma ihtiyacı hissettim. Toparlıyorum:

         "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz;

         Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde…"

Ziya Paşa bu beytinde demek istiyor ki: "İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.

Yaptığınız iş ve icraatları da tekniğine uygun olarak halka sunmak, tanıtmak ve hatırda tutmak da bir iştir…! “20 YILIN İŞİNİ 5 YILA SIĞDIRMAK” önemli; fakat bunu halka arz etme tekniğini iyi kullanmak da bir o kadar önemlidir. Benden hatırlatması…!


Editör: D. Analiz

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan MSA Film Post Production Reklamcılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi (www.duzceanaliz.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber İhbar