Erol TAYHAN
Erol TAYHAN

Gazete: ANALİZ GAZETESİ

SEÇİMİ “AKL-I SELÎM KAZANMALI

  • 30.03.2024

Haberi Sesli Dinle

0:00 0:00

BİR OY “BİR OKTUR, BİR MERMİDİR”

Önce “Akl-ı Selim”in ifade ettiği manayı, verdiği mesajı ve ‘uyarı’ mahiyeti taşıyan ‘ince çizgi’yi iyi anlatmamız lazım ki yazdıklarımın bir anlamı olsun. Bir değeri olsun…Boşa yazmadığımı anlayasınız !..

Önümüzde bir seçim var…Pazar günü seçmen olma hakkını kazanmış kişiler son kararını tek başına kaldığı “sandık odası”nda oy pusulasını mühürleyerek tescilleyecek. Bu ana kadar verdiği kararı bir anlamda resmiyete dökecek. “Vatandaşın hakim olduğu” tek alan o odadır işte. Ne karışanı vardır ne koklaşanı…Düşünmeye hiç vakit yok o odada… Sandık odası düşünme taşınma yeri değildir...Kesin kararın verildiği bağımsız ve bağlantısız bir yerdir orası…

Havasını soluduğun, suyunu içtiğin, yolundan yürüdüğün; doğumun ve düğünün; son kara toprakla da buluştuğun mekanın “şehrü’l-emin”i olarak gördüğü belediye başkanını seçeceği günün karar arifesinde bulunuyoruz.

Seçimde; bir “oy”un ifade ettiği manayı, taşıdığı “özgül ağırlığı” sorumluluğu ve hassasiyeti, açıkçası ağır yükü anlatmaya çalışıyorum. O kadar önemli bir dönemeç kent için belediye başkanlığı…

“ŞEHRÜL-EMİN” SEÇİYORUZ !..”

Yaşadığınız ve adı zikredilince gururlandığınız, heyecanlandığımız bir kentin, Düzce’nin veya ilçenin-beldenin beş yıl “şehrü’l emin”i olmaya layık başkanı seçmenin ağır yükünü ve sorumluluğunu anladığınızı düşünerek yazıyorum.        

 Çünkü bazı seçimlerin sonucunu “telafi etmek” gelecekte beraberinde “ağır” faturalar getireceği unutulmamalıdır. Bir anlık dalgınlık, bir anlık gaf, hata veya “yanılgının” bir kentin veya birçok değerin, canın, cananın ya da “varlığın” yok olup gideceği anlamı taşır !..

Böylesine önemli maddi ve manevi yükü üstlenecek bir belediye başkanını seçerken ana kriterin “akl-ı selim” olması esastır.

Bunu ifade ederken “akl-ı selim”le “Şehrül- Emin”i de aynı teraziye koyduğumu belirtmek isterim.

İşin Özü “Akl-ı selim sahibi şehrül-emin olmalıdır.” Ancak bu “seçen” ve “seçilen” için de geçerli bir kuraldır bunu bilesiniz.    

Bir belediye başkanında olması gereken en büyük özelliğin selim akıl sahibi yani “akl-ı Selim” olma özelliği olduğunu ifade etmeye çalışıyorum…

Meydanlara bakın ve karar verirken bu süzgeçten geçirin !.. “Dengesizden başkan olmaz” demek istiyorum öncelikle…  

Akl-ı selim yani “selim akıl” sahibi; biraz daha açarsak; “sağlam, doğru, hüküm ve kararlarında doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırma yetisi özelliğine sahip” kişilerden olur “şehrül-emin” ancak; bunu söylüyorum açıkça...

Bugün meydanlarda gördüklerinizi gözünüzün önüne getirin ve bu ana kritere uyan varsa onu hemen zihninizin bir kenarına yazın…

Tekrar ediyorum: Bir başkanda olması gereken ana vasıflardan biridir akl-ı selim sahibi olmak…

Bu ana kriteri yazarken yaşadığımız kent Düzce’nin belediye başkan Adaylarının da bir “film şeridi gibi” gözümün önünden geçtiğini belirtmeliyim.

“GEÇMİŞİ-GÜCÜ- AHLAKI”

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü basın mensuplarıyla yaptığı iftar sonrası dile getirdiği maddeler de bir hayli manidar. İsim vermeden “Seçeceğiniz bir başkanda olması gereken özellikler” diye 3 maddeyi sıraladı:

1.Seçeceğiniz başkanın, oy vereceğiniz başkanın GEÇMİŞİNE BAKIN !..Geçmişte neler yapmış, nerelerde çalışmış. Hangi icraatları yerine getirmiş ona bakın…  

2.Oy vereceğiniz başkanın GÜCÜNE BAKIN  !..Bürokrasideki gücüne, çevresine bakın. Düzce’ye ne katabilir neler getirebilir. Projelerine bakın. Bugüne kadar neler yapmış buna bakın.   

3.Seçeceğiniz başkan adayının AHLAKINA BAKIN !..Ahlaksızdan zaten başkan olmaz. Çalmayacak çırpmayacak bir başkan seçin. Yalana talana karışandan başkan olmaz. İsim vermiyorum ama YALAN SÖYLEYENLE İŞİMİZ OLMAZ.. Ahlak o yüzden çok önemli. Ne diyeceğini bilecek. Neyi nerde konuşacağını bilecek.

BİR OY “BİR OKTUR, BİR MERMİDİR”

“Oy”u çok önemsiyorum; sizlerin de önemsediğinizi bilerek yazıyorum bu gerçekleri. Bir “oy”un bilinen bir oyuncak olmadığını, ulvi bir manası olduğunu, manevi bir mesuliyet taşıdığını anlatmaya çalışıyorum…

Oy için şiir yazılabilir, roman yazılır; İbrahim BİLGİN  gibi  kitap da yazılabilir ancak; “BİR OY, İNANIN ‘OYUN’ DEĞİLDİR, ‘OYUNCAK’ DEĞİLDİR. ŞARKI TÜRKÜ HİÇ DEĞİLDİR!..”

Düzce’yle hiç alakası olmayan Rize’de doğmuş büyümüş, İstanbul’da ikamet eden bir türkücü 81 il içinde zaman zaman geçmek zorunda olduğu Düzce’yi kafasına takmış ve sesine türkülerine güvenerek “Ben Düzce’de Şehrül-Emin olmaya talibim” diyor…

Düzce’de ikameti olmayan, oyu dahi Düzce’de kullanamayacak olan bir şarkıcı-türkücü çıkıyor Türkiye’nin en mutena kenti 81. İl Düzce’de belediye başkanı olmak istediğini söylüyor.

Hadiseyi bir anektotla ifade etmeye çalışayım:

Ben Rize’de bir müddet kaldım, öğretmen olarak görev yaptım. Rize Merkez Hayrat İlkokulu, Kalkandere’de ve Rize’nin o yıllarda beldesi, bugün sahildeki gözde ilçesi olan İyidere’de öğretmenlik yapan biri olarak bugün Rize İyidere’ye şarkı türkü söyleyerek büyük bir konvoyla “İYİDERE BELEDİYE BAŞKAN ADAYIYIM” diyerek gitsem önce benim öğrencilerim bana isyan eder. “Hop hop hocam hani ayıp oluyor” demez mi ?  “Siz bizi okuttunuz sizi çok severiz ama burada ikamet etmiyorsunuz ayıp olur, ayıp edersiniz kazanamazsınız, mahcup olursunuz, sizin mahcubiyetiniz bizi de üzer…Hocam bizi de mahcup etme siz de burada aday olmayın gidin memleketinize, Düzce’ye dönün daha isabetli olur !..” der mi demez mi !..“Amcam aday, halamın oğlu, dayımın kızı aday” diyerek beni mi tercih ederler yoksa Rize’de yaşayan tanıdıklarını mı tercih ederler ? Kesin beni tercih etmezler !..

      

Bu vesileyle çok sevdiğim öğrencilerime Rize Merkez Hayrat Mahallesi, Kalkandere ve özellikle İyidere’deki o yılların 1. Sınıf öğrencilerime selam ve sevgilerimi sunuyorum…Hayatta olan öğretmen arkadaşlarıma selam ediyorum. Geçenlerde rahmetli olan çok sevdiğim öğretmen ağabeyim Alaattin Eren’e de rahmet diliyorum. Rize’de Faik Bakoğlu Abi gibi gazeteci abilerimiz de var onlara da sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Allah nasip ederse bu yaz öğrencilerimi ve dostlarımı görmeye görmeye gideceğim…Tabii ki aday olarak değil !..

     

Düzce’de DEĞERLER tabii ki VAR: Birincisi TBMM 25 ve 26. Dönem Düzce Milletvekili, 65. TC. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yapmış,  ardından bir dönemdir Düzce Belediye Başkanlığı yapmış, tecrübe ve birikim sahibi Ak Parti’nin adayı Dr. Faruk Özlü başta olmak üzere; başkanlık yapmış Mehmet Keleş İYİ Parti’den, başkan yardımcılığı yapmış Murat Caymaz DEVA’dan, Op. Dr. Sedat Çelikel CHP’den, Yılmaz Eser MHP’den, Nevfel kadir Güner SP’den, Mahmut Ataseven BTP’den, eğitimci Birol Güney Sol Parti’den,   Semih Vuruş Zafer Partisi’nden, Feti Sönmez Vatan Partisi’nden Düzce Belediye Başkan adayı olarak hedeflerini açıklıyor. Bunların tamamı Düzce doğumlu ve mezarları da Düzce’de…Oylarını da Düzce’de kullanacaklar.

Ses Sanatçısı, sokakta “Oy Nurcanum” diye şarkı söyleyerek dolaşan Davut Güloğlu…Ak Parti Adayı Özlü’nün 100 projesine rağmen bir projesi dahi yok. Seçim taktiği hep karalamaya yönelik. Özellikle Ak Parti adayı Dr. Faruk Özlü’nün projelerini alaya alacak derecede alçalıyor maalesef...      

BİR OY GELECEĞİMİZDİR “KENTİN İSTİKBALİDİR”  

Bir oy geleceğimizdir…Bir oy bizim istikbalimizdir…Bir kenti 5 yıl bir dengesizin yönettiğini düşünsenize !..Azap demektir. Zulüm demektir. Çile ve ızdırap demektir.

Bir oyu dönemin en iyi bir silah malzemesi olarak kullanılan  “BİR OK”a; bugünkü tabiriyle de “BİR MERMİ”ye benzetmemin altında bu ince mesaj yatıyor…Ok’u belirlediğin hedefe iyi nişan edersen hedefi can evinden  vurursun…Mermi de hakeza öyle !...Seçimde de elinde bir oy hakkın var. Oku ve mermiyi hedeften vurmalısın ki “heder olmasın, heba olmasın, ziyan olmasın !..”

     

AKL-I SELİM İLE ŞEHRÜ’L EMİN EŞDEĞERDİR

“Akl-ı Selim”le başladık işi nereye getirdik…

Izdırabım hedefle ilgili. Küçük bir gaf tüm emekleri yok eder. Elinizdeki “tek ok” ile “tek mermi”yi aman dikkatli kullanın demek istiyorum…

“Aklı-ı Selim” ile “Şehr-ü’l Emin” eşdeğerdir, eşdeğer olmalıdır. .

O yüzden sondan diyeceğimi baştan diyeyim:“Şehrül-Emin’i yani “Belediye Başkanı” nı seçerken “Akl-ı Selim” sahibi olması esastır. Resmiyette yok ama maneviyatta esas olan budur.

“OY” burada devreye giriyor işte…Öyle akıllı, öyle mantıklı, öyle ilmi öyle bir ferasetle oyu kullanmalıyız ki Düzce’nin beş yılı heder olmasın. Öyle bir aday seçmeliyiz ki beş yılda Düzce’ye değer katsın.

Pazar günü “seçmen” hüviyetine sahip sizler, sandığa gidip “reyinizi”; tercihinizi ne diyorsanız işte “oyunuzu” kullanacaksınız. Topu taca atmıyorum isim vermiyorum ama kriter bu, bu olmalı… Affedersiniz de halk diliyle “Lafın tamamı deliye söylenir !..”

Seçimi “Akl-ı Selim” kazanmalı; AKL-I SELİM KAZANACAKTIR… Seçmenin akl-ı selimi muhakkak “Akl-ı Selim sahibi başkanı seçecektir.”

Düzce bu akla, bu kritere, bu güce, bu değere layıktır. Bu inançla bugünden itibaren seçimin galibini, seçimi kimin kazanacağını bir anlamda ifşa etmiş oluyorum.

“Düzce’de seçimi aklı salim sahibi kişi kazanacaktır. Aklı-Selim sahibi başkan adayı kazanacaktır. Akl-ı selim sahibi kişilerin seçeceği kişi Düzce’nin belediye başkanı olacaktır.

Cümlemin başında BİR OY “BİR OKTUR, BİR MERMİDİR” dedim ya Allah korusun “hatalı bir ok veya hatalı bir mermi” güzelim kentimizi yaşanmaz kılacaktır. Geleceğimizi karartacaktır.

 “Aman ha dikkat !..”

Şu gerçeği asla unutmayalım: “MAKAMLAR İNSANLARA DEĞİL, İNSANLAR MAKAMLARA DEĞER KATAR, DEĞER KAZANDIRIR.”

Şimdiden hayırlı olsun.            

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan MSA Film Post Production Reklamcılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi (www.duzceanaliz.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber İhbar